Arkadaşlar bugün size çok önemli bir konudan bahsedeceğim. Yıllardır hep derlerdi ya “uzay temiz bir alan, orada savaş olmaz” diye… İşte o dönem kapanıyor. Uzmanlar artık aynı şeyi söylemiyor. Gözler yukarıda, yörüngede olacak gelişmelerde.
Bakın ne diyor uzmanlar: Rusya ve Çin’in uzaydaki askeri faaliyetleri ciddi şekilde arttı. Bu artış beraberinde büyük bir endişeyi getiriyor. Uydu sistemlerine yönelik siber saldırılar, yeni nesil uzay silahları derken… Gelecekteki çatışmaların yörüngeye taşınabileceği konuşuluyor. Evet yanlış duymadınız, savaş alanı olarak uzayı konuşuyoruz artık.
Şimdi şu rakama bir bakın: Uzay ekonomisi bugün 626 milyar dolara ulaşmış durumda. 626 milyar dolar! Bu para nereye gidiyor derseniz, iletişimden navigasyona, bankacılıktan askeri operasyonlara kadar her şey uydulara bağımlı. Yani aslında uzaydaki bir saldırı demek, dünyadaki her şeyin çökmesi demek. İnanır mısınız, bankacılık sistemi bile gökyüzündeki bu cihazlara bağlı.
Gelelim o kritik tarihe… 24 Şubat 2022. Rusya Ukrayna’yı işgal ettiğinde herkes kara harbine odaklanmıştı ama asıl savaş çok daha önce, saatler önce başlamışdı bile. İşgalden saatler önce Ukrayna ve Orta Avrupa’da binlerce uydu siber saldırı sonucu devre dışı kaldı. Binlerce uydu! Kimsenin haberi olmadan, sessiz sedasız bir savaş başlamışdı.
ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden (CSIS) Kari Bingen bu saldırıyı değerlendirdi. Diyor ki: “Bu saldırı Ukrayna ordusunun haberleşmesini sekteye uğratmayı amaçlıyordu.” Ve ekliyor: “Modern savaşlarda ilk silah artık füze değil, kötü amaçlı yazılım.” Kulağa hoş gelmiyor biliyorum ama gerçek bu. Savaşın ilk kıvılcımı artık bir kod satırından çıkıyor.
Rusya’nın Luch-1 ve Luch-2 uyduları mesela… Batılı gözlemciler bu uyduların Avrupa’nın haberleşme uydularına tehlikeli derecede yaklaştığını tespit etti. Ne yapıyor bu uydular derseniz, elektronik dinleme yapıyorlar, hassas verileri ele geçiriyorlar. Hatta teorik olarak hedef uyduların kontrolünü bile ele geçirebilirler. Düşünsenize, gökyüzünde bir uydu diğerine yanaşıyor ve onu dinliyor…
İşin daha da korkutucu tarafı var. ABD yönetimi 2024 yılında Rusya’nın Cosmos 2553 uydusunun uzay tabanlı nükleer silah geliştirme programının parçası olabileceğini öne sürdü. İddialara göre bu silah, SpaceX’in Starlink ağı gibi geniş uydu takımyıldızlarını tek seferde devre dışı bırakabilecek elektromanyetik darbe oluşturabilir. Tek seferde! Bütün bir iletişim ağı çökebilir.
Moskova ise bu iddiaları reddediyor. Ama asıl mesele şu: Uzmanlar, uzayda nükleer silah kullanılmasının yalnızca hedef alınan ülkeyi değil, tüm uzay faaliyetlerini yıllarca sekteye uğratabilecek enkaz ve radyasyon riski yaratacağını söylüyor. Yani bu silahı kullanan da kaybedecek, hedef de… Hatta dünyadaki herkes kaybedecek.
Peki Batılı ülkeler ne yapıyor? Boş durmuyorlar tabii. Japonya, Fransa, Almanya ve Hindistan’ın kritik uyduları koruyacak “koruma uyduları” geliştirdiği veya bu yönde planlar yaptığı belirtiliyor. Bu koruma uyduları gerektiğinde başka uyduları yakından inceleyebilecek ya da değerli askeri uyduların güvenliğini sağlayabilecek. Yani uzayda artık bir tür “bodyguard” dönemi başlıyor.
Ama işin bir de şu tarafı var arkadaşlar… Uzmanlara göre uzaydaki askeri hareketlilik arttıkça yanlış değerlendirme ihtimali de yükseliyor. Bir uydunun parçalanması veya beklenmedik bir manevra yapması durumunda bunun teknik bir arıza mı yoksa kasıtlı bir saldırı mı olduğunun anlaşılması her zaman mümkün olmayabilir.
Bunu bir düşünün… Gökyüzünde bir uydu aniden parçalandı. Bu bir kaza mı, yoksa bir savaşın başlangıcı mı? Kimse kesin olarak bilemeyecek. Bu belirsizlik, Dünya yörüngesinde yaşanacak olası bir krizin, küresel çapta çok daha büyük askeri gerilimleri tetikleyebileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Neyse arkadaşlar, sözün özü şu: Uzay artık o masum, tertemiz gökyüzü değil. Yukarıda da bir güç mücadelesi var ve bu mücadele hepimizi ilgilendiriyor. Bakalım bundan sonra ne olacak? Gökyüzündeki bu gölge oyunu nereye evrilecek? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber